La Conciergerie, Bir Saray, Bir Hapishane!

La Conciergerie, Bir Saray, Bir Hapishane!

La Conciergerie, Bir Saray, Bir Hapishane!

La Conciergerie, (Şehrin Sarayı aynı zamanda da Paris Hapishanesi)

Conciergerie Şehir Sarayı, X. Yüzyıldan XIV. Yüzyıla kadar Fransa krallarının rezidansı olarak kullanılmış bir yapıdır.

VI. yüzyılda Franc’ların ilk kralı Clovis, l’île de la Cité (Şehrin Adası)’ye taşınır. Beş yüzyıl sonra, Hugues Capet, kraliyet konutuna meclisini ve yönetimini taşır ki bu da Palais de la Cité’yi kraliyetin gücünü barındıran yer yapar.

Daha sonra IV. Philippe, Saint Louis’in küçük oğlu, babasının izinden gider ve bu sarayı monarşinin en gözde ve prestijli simgesi haline getirir.

V. Charles bu sarayı XIV. Yüzyılın sonlarına doğru terk eder ve bu tarihten sonra yapının bir kısmı hapishaneye dönüştürülür bu da 1370 yılına denk gelmektedir.

V. Charles daha sonra bir kişiyi, sarayı ve hapishaneyi yönetme yetkisiyle donatır.

Hapishane olarak kullanılan kısım binanın zemin katında, Horloge limanının ve iki kulenin kıyısında yer almaktaydı. Parlamento ise en üst katta bulunmaktaydı.

Terör dönemi boyunca hapishane hep ölümü bekleme salonu olarak görülmüştür. Kraliçe Marie-Antoinette 1793 yılında buraya hapsedilmiştir. Hapishane süreci boyunca, IV. Henri’nin katili Ravaillac gibi çeşitli devlet mahkûmları hep burada tutulmuştur. Daha sonra adalet sarayı buraya taşınmıştır ve böylece binanın cezai karakteri daha çok ön plana çıkmıştır.

İlerleyen dönemlerde; General Cadoudal, Mareşal Neu, Prens Napoleon ya da Horsin ve Ravachol gibi anarşistler bu hapishanede kalmışlardır.

Ülke tarihi boyunca Conciergeri, her zaman için hapishanelerin en zorlusu olarak nitelenmiştir zira korkunç şartlar içinde yüzlerce mahkûmun hücrelere tıkıldığı bilinmektedir.

1914 yılına gelindiğinde ise Conciergerie artık tarihi bir binalar sınıfına alınmıştır.

Bugün içerisinde ziyarete açık olan muazzam bir ortaçağ salonu bulunmaktadır.

1302 yılında inşa edilmiş, sivil gotik mimarinin Avrupa’daki tek örneği olan La salle des Gens d’armes (Jandarmalar Salonu), ziyaretçilerini büyülemektedir zira kaburga tonozlu yapısı görülmeye değerdir.

Zemin katta görebileceğiniz 1350 ve 1364 yıllarında yapılmış olan mutfak, Jean Le Bon döneminde inşa edilmiştir.

Mahkumlar koridoru olarak adlandırılan bölüm ise zamanında suçluların bir baştan öbür başa volta attıkları yerdir. Burada sonradan konmuş ek büroları da göreceksiniz; örneğin mahkûmların kayıtlarının tutulduğu nakil memurunun bürosu gibi.

En üst katta ise Devrim boyunca burada tutulmuş kişilerin bir listesini göreceksiniz. Ayrıca bir dizi hücreyi de yakından görme fırsatı bulup, burada kalan mahkûmların statülerine ve maddi durumlarına göre hangi şartlarda burada kaldıkları hakkında bir fikir edinebilirsiniz.

Girondin’lerin Şapeli olarak adlandırılan ibadethaneyi de burada görmeniz mümkündür. Şapelin ismi ise şuradan gelmektedir: Gironde adlı siyasi oluşum ya da partiye mensup 21 vekil, 30 Ekim 1793’te idam edilmeden önce son kez burada akşam yemeği yemişlerdir. Aynı zamanda burası ortaçağ krallarının dua odası olarak kullanılmaktaydı.

1815 yılına gelindiğinde Marie-Antoinette’i anma şapeli daha spesifik bir noktaya, kraliçenin hücresine taşınmıştır.

Ziyaretinizi bitirmeden önce kadınlar avlusuna bir göz atabilir ve burayı geçerek ziyaretinizi tamamlayabilirsiniz.

 

Comments

yorumlar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir