Girdi yapan admin

Château de Vaux-le Vicomte

Yaklaşık 500 hektarlık bir arazi üzerine kurulmuş olan Vaux-le Vicomte Şatosu, mütevazi boyutlarda fakat oldukça görkemli bir şatodur. Şato, 1654 yılında, dönemin Maliye Bakanı Nicolas Fouquet’in talimatıyla ünlü mimar Louis le Vau tarafından yapılmıştır. 17. Yüzyılda, yapımından sonra, Vaux-le-Vicomte Sarayı özel mülk olarak kalmıştır, ve 1968 yılından itibaren ziyarete açılmıştır. İç dekoratörü Charles le Brun, […]

Versailles Sarayı, kraliyetin kalbine doğru bir yolculuk

Versailles Sarayı nın yapımına 1661’de Av Köşkü olarak başlanan Versay Sarayı, zaman içerisinde büyük değişimlere uğrayıp büyüdükçe büyüyüp, yayıldıkça yayılıp, dev bir saray kompleksine dönüşen yapı, aynı şekilde uçsuz bucaksız bahçesiyle de dillere destan bir hal almıştır.   1789 yılında Fransız Devrimi sırasında, Fransa Kraliçesi Marie-Antoinette’in, yoksulların ayaklanması üzerine meşhur “ekmek bulamayanlar pasta yesin!” sözlerini […]

Açık Hava Sineması

18 Temmuz – 19 Ağustos 2018 Paris’in kuzey doğusunda, 19. bölgede bulunan Parc de la Villette’in yeşil çimenlerinde rahatlayın, akşam olduğu gibi açık hava sineması gösterimi de başlar. Her yaz kültürel bir öneme sahip olan festival, her yıl farklı bir tema içeren Fransız, uluslararası hem yeni hem de kült film gösterimleriyle binlerce film hayranını ağırlıyor. […]

Versailles Sarayı Gezisi Hakkında Pratik Bilgiler

Geziden Önce Her şeyden önce şunu bilmek gerek ki tarihi açıdan Versailles Sarayı oldukça zengindir. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçiyi sadece sembolik mimarisi ile bile çekmektedir. Bir seferde Versailles’ı bütün detaylarıyla görmek oldukça zordur. Bu nedenle bu yazımız, unutulmaz bir gezi deneyimine sahip olmak isteyen siz Versailles Sarayı ziyaretçilerine bir nevi kılavuzluk edecektir. Versailles Sarayı […]

8 Mart Dünya Kadınlar Gününe Özel Promosyon

Mart ayi icin herhangi bir tarihte herhangi bir tur’umuza katilacak olan Tüm Kadin misafirlerimize 2 KISILIK Pariste Romantik bir tekne turu HEDIYE EDIYORUZ !   Ayriyeten Disneyland transferi alan Tüm Kadin misafirlerimize ve beraberindekilere 99€’luk 2 park gecerli Disneyland biletlerini 59€ ‘ya veriyoruz !  

Paris Gezisi için öneriler

Paris gibi bir şehri gezmek bazen size pahalıya patlayabilir. Biz size bu yazımızda Paris gezisi nasıl ucuza mal edebileceğinizi, Paris ‘te konaklama ,ulaşım ve ziyaret  fiyatlarını minimalize etmeniz için yardımcı olacağız. Öncelikle Paris e gidebilmek için uçak fiyatlarının araştırma aşaması ile başlayalım. Paris’e artık sadece Türk firmaları uçuş düzenlemektedir, (Air France hava yolu İstanbul destinasyonu […]

Paris’te ne yenir ne içilir- Paris yemekleri | Restoranları

Paris’te ne yenir ne içilir? Dünya mutfağı denilince akla ilk gelen Fransız mutfağıdır herhalde. Türk mutfağına lafımız yok ama harbiden bu adamlar ne yenir ne içilir konusunda çok iyiler. Paris kozmopolit bir şehir olmasından dolayı her mutfağa da ev sahipliği yapar, Fas, çin, pakistan, hindistan, rus, amerikan…. Bizim tavuk dürümün bile paris sokaklarında olanı tadı […]

Parc Asterix VS Disneyland

Parc Asterix VS Disneyland Karşılaştırma Yazısı 🙂 Fransızların ve Fransa’ya yolu düşen herkesin en sevdiği, Paris’in iki göz bebeği olan eğlence parkının, Disneyland ve Parc Asterix’in bir kıyaslamasını yapacağız! Avrupa’nın bu alandaki şampiyonu olan Fransa’nın, kıtalararası düzeyde en iyi 15 eğlence parkından 4’üne sahip olduğu biliniyor ve bunlardan ikisi de Fransa’nın en çok ziyaret edilen […]

Disneyland Paris ‘Te Bir Haftasonu

Disneyland Paris ‘Te Bir Haftasonu Disneyland Paris ‘Te Sizin İçin Atraksiyonları Test Ettik! Park Disneyland Paris, dünyanın en tanınmış atraksiyon merkezlerinden bir tanesidir. Sadece küçüklerin değil, aynı zamanda büyüklerin de oldukça ilgisini çeken bu büyülü merkezde bir hafta sonu geçirdik ve izlenimlerimizi siz Paris Gezgini okurları ile paylaşmak istiyoruz. Disneyland Parkı Disneyland Parkı 5 büyülü […]

Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi

Fransızca kısaltması MAMAC olan Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi, 50’li yıllardan günümüze uzanan sanat eserlerine eşi bulunmaz bir bakış atmamıza olanak sunuyor. Süresiz olarak sergilenen Avrupalı sanatçıların “Yeni realizm”i yansıtan eserleri, Amerikalı sanatçıların “Asamblaj” eserleri ve “New York Pop-Art” eserleri ile birlikte bu süresiz sergiyi tamamlayan süreli sergiler MAMAC’ın sürekli güncel kalmasını sağlamakta ve uluslararası sanatçıların çağdaş tasarımlarını sergilemelerine fırsat vermektedir.

Image associéeCésar, Arman, Niki de Saint-Phalle ile birlikte Yeni Realistler ve Andy Warhol, Wesselmann, Fluxus grubuyla birlikte Pop-Art akımı ve Suports-Surfaces grubu ile Claude Viallat, Bernard Pagès, Noël Dolla, Louis Cane ve Nice’li bireysel sanatçılardan Ernest Pignon-Ernest, Claude Gilli… ve daha pek çok sanatçı, müzenin zengin koleksiyonlarını oluşturuyorlar.

Niki de Saint Phalle ya da İsviçreli sanatçı Albert Chubac gibi sanatçılardan, Lilja Art Fund Foundation gibi sanat kuruluşlarından, Khalil Nahoul gibi sanat koleksiyoncularından (94 adet eser bağışlamıştır) yapılan yardımlar bu müzenin bugün bu kadar zengin bir koleksiyona sahip olmasını sağlamıştır.

Résultat de recherche d'images pour "Musée d’Art moderne et d’Art contemporain nice"Yves  Klein, James Lee Byars, Anish Kapoor, Louis Cane, Assan Smati, Vincent Ganivet, Sarah Sze, Cai Guo-Qiang, David Tremlett, Wim Delvoye, Robert Longo, Richard Long gibi uluslararası düzeyde sanatçıların geçtiğimiz yıllarda müzede eserlerine bir şekilde yer vermeleri, MAMAC’ın dinamizmini korumasını ve Cote d’Azur bölgesinin en önemli müzesi olmasını sağlıyor.

Mimar Yves Bayard ve Henri Vidal’ın tasarladığı 1990 yılında açılışı yapılan müze, klasisizmin prensiplerinden etkilenerek tasarlanmış, şehir merkezinde modern mimarinin en güzel örneğini oluşturmaktadır.

Image associée

 

Cote d’Azur Bölgesi’ni ziyaret ediyorsanız Nice’in muhakkak uğranması gereken bir durak olduğunu biliyorsunuzdur zaten. Eğer ki Nice’e geldiyseniz ve sanata biraz merakınız varsa, çağdaş sanatı merak ediyorsanız… Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi MAMAC’ı ziyaret etmeden kesinlikle dönmeyin derim!

Saleya Pazarı

Saleya Pazarı

Şehrin ortasında, çiçek ve meyve bahçesi

Eğer ömrünüzde ilk kez Nice’i ziyaret ediyorsanız Saleya caddesinin çiçekli pazarı muhakkak görmeniz gerekenler arasındadır. Ulusal Aşçılık Sanatları Konseyi tarafından Fransa’nın sıra dışı pazarlarından biri olarak gösterilen bu Pazar, 1897 yılında Nice’te hayata gözlerini açtı. Dünyanın ilk büyük çaplı çiçek pazarından söz ediyoruz! Bu çiçek pazarı daha sonra Saint-Augustin’e taşındıysa da yine Saleya’da 30’dan fazla çiçekçi hala en güzel çiçekleri satmaya devam ediyorlar.

marche_aux_fleurs

Saleya; her iki tarafı da alçak binalardan oluşan ev ve cafelerle çevrili bir yaya meydanıdır. Burada ayrıca, dünyanın en güzel barok mimari örneklerinden olan Misericorde Şapel’ini görüyoruz. Eski Nice’in sınırları içinde kalan bu yer, sürekli canlılığını koruyor ve her gün yeniden meyve, sebze ve çiçeklerle dolup taşan pazarıyla sanki bir kutlama içerisinde gibi ziyaretçilerini karşılıyor. Ayrıca pazartesi günleri antik eşyalar başka bir deyişle bit pazarı ile de sizlere farklı bir yüzünü gösteriyor.

Saleya Pazarı, sanırım aksini iddia eden çıkmayacaktır, Nice’in İngiliz Yürüyüş Yolu ile beraber en çok turist çeken yeridir.

fraises_saleya

Hafta içi sabah 6’dan akşam 17:30’a kadar, Pazar öğleden sonraları ve tatil günleri hariç, geleneksel Pazar ve çiçek pazarı kuruluyor. Bu meydanda hareketlilik sabahın çok erken saatlerinde başlıyor ve gece yarılarına kadar da devam ediyor. Günün herhangi bir saatinde  Saleya’da yapacak bir şey yapmak mümkün. Sabah saatlerinde pazarda yürüyüşe çıkıp alışveriş yapabilir ya da satılan ürünlere bakarak gözlerinize bir ziyafet çektirebilirsiniz. Ama buraya kadar gelmişken “caviar d'olive”, “trüf mantarı” ve bölgesel bir yemek olan Socca’nın tadına bakmayı unutmayın! Öğle yemeği saatinde ise açlığınızı bastırmak için etrafınızdaki seçenekler arasında kaybolacaksınız. Restoranlar, pastaneler, pizzacılar, cafeler, barlar…  Öğleden sonra eski Nice’in sokaklarını arşınlayıp saat 18’e doğru tekrar Saleya’ya gelin ve satan pazarını bir keşfe çıkın. Karanlık çöktükten sonra ise hoşunuza giden barı seçmek size kalmış…

Une vue aérienne datant de  2006.

Vesunna

Zengin arkeolojik koleksiyonları ile Vesunna …

Résultat de recherche d'images pour "Vesunna, Périgueux"

Antik Périgieux’nün Vesunna’sı, Aquitaine bölgesinin en çok tanınan Gallo-Romaine (Galya -Roma) şehridir. Bölgede bulunan arkeolog ve tarihçiler tarafından 19. Yüzyılın başlarından beri sınıflandırılıp, koleksiyonlara ayrılan eserler bugün ziyarete açık ve oldukça ilgi çekici bir müzeyi oluşturmaktadır. Bu eserler arasında: mimari bloklar, heykeller, mezar stelleri… gibi eserler yer almaktadır. Şehrin maketi ise, Petrucore’ların eski şehrinin önemini ortaya koyan temel eserdir. Kelt (Celte) kültürünü yadsımadan, Roma’lıların yaşam biçimlerini ve onlardan edindikleri teknik bilgileri bir araya getirip, taştan binalar yaptılar, dinlerini, yeme içme biçimlerini ve giyim kuşamlarını da sahiplendiler.

Eşi Benzeri Olmayan Bir Çağdaş Mimari

Image associée

Büyük bir şemsiyenin altında korunan antik duvarlar…

Müzenin kendisi başlı başına bir sanat eseridir diyebiliriz. Çağdaş mimarinin en güzel eserlerinden birisi bu müzenin kendisi!

Koleksiyonları çatısı altına alan asma katlardan başlayarak, toplamda 2400 m2 olan alanda, arkeolojik kalıntılara hayretler içinde bir bakış atabiliyoruz. Camdan duvarların ardında Tour de Vésone'un bahçesini ve 4. Yüzyıldan kalma yüksek duvarları görüyoruz.

Aquitaine’in en ünlü Roma Şehri

Roma’lıların işgalinden önce, bugün Dordogne’un bir departmanı olan bu bölge, bir Kelt kavmi olan Pétrucore’ların yerleşimi altındaydı. Jules Cesar’ın m.ö. 52 yılında yazdığı kroniklerden bunu anlıyoruz.

İmparator Augustus yönetiminde (m.ö. 16 dolaylarında) Aquitaine 21 farklı şehre bölündü ve bunlardan Pétrucore’ların Şehri de başkent ilan edilip yerel bir tanrı olan Vesunna’nın ismi ile anılmaya başladı.

Résultat de recherche d'images pour "Vesunna, Périgueux"

60 Hektarlık, Isle nehrinden gelen bir menderesin içinden geçtiği Vesunna, Roma’nın yeni şehri, kabul ettiği yeni yaşam biçimi ile mimari ve şehir planlamasının en güzel örneklerinden birini ortaya koymuştur. M.s. 40 yıllarına doğru, çoktan kendi forumu vardı ve amfitiyatrosu da yapım aşamasındaydı. Ta 2. Yüzyılın ortalarına kadar sürekli inşaatın devam ettiği bir şantiyeyi andıran şehir, bugün Tour de Vésone adıyla bilinen şehrin en büyük tapınağı gibi önemli yapılara ev sahipliği yapmaktadır.

Tüm Galya’da olduğu gibi halk işleri, hatrı sayılır Galyalılar tarafından gerçekleştirilmekteydi ancak Roma işgalinden sonra bu işler hızla Romalılar’a devredildi. Vesunna’nın sivil yerleşiminin etrafında domus olarak adlandırılan önemli kişilerin evleri vardı. Portik bahçeli evler ile şehirde Roma geleneğini yansıtıyorlardı. Kesme taşlardan örülerek yapılan bu evler oldukça zengin ve cömertçe dekore edildikleri gibi duvar resimleri ve taban mozaiklerinin en güzel örneklerini yansıtıyorlar.

3.yüzyılın sonlarına doğru yaşana bir duraklama döneminin ardından şehrin etrafı surlar ile çevrildi. Şehirdeki pek çok yapının taşları bu duvarların inşasında kullanılmak üzere söküldü ve bu da şehirde yeni bir şehir yaşamının önünü açtı.

Disneyland Hakkında Bilmedikleriniz

Sevgili Paris Gezgini okurları, bu yazımızda sizlere Disneyland Hakkında Bilmedikleriniz ‘den bahsedeceğiz. Fiyatlar, muhakkak yapılması gerekenler, konaklama, restoranlar… ve daha fazlasını aşağıda, yazının devamında bulacaksınız! Disneyland Paris Bilet Fiyatları Disneyland Paris Fransa sitesine girdiğimizde bilet fiyatlarına bakınca kafası karışmayan var mı? Aslında Bilet fiyatları sabit değil, seçeceğiniz tarih aralığına göre değişkenlik gösteriyor ve dahası farklı bilet çeşitleri […]

Strasbourg: Çekici, Romantik ve Orjinal

Aralık ayında gidecek bir yer bakıyorsanız, size en güzel Noel aktivitelerine ev sahipliği yapan Strasbourg’u tavsiye ederiz. Noel zamanında hareketi marketi, ışıltılı ve cıvıl cıvıl sokakları ile daha da renkli bir şehre dönüşen Strasbourg, sizi kendine hayran bırakacak.

İlk defa 1570 yılında kurulan Strasbourg noel pazarı, Avrupa'nın en eski pazarlarından biri olmasının yanı sıra Fransa'nın ilki noel pazarı olma özelliğini taşıyor. Şehir, noel pazarı ile de bir anlamda tarihe tanıklık ediyor.

 

500 yıllık ahşap kerpiç karışımı otantik Alsace evleri, Unesco Dünya Mirası’na alınmış tarihi merkezi, pencerelerden taşan kırmızı çiçekleri, sakince akan kanalları ile Strasburg adeta masal bölgesi Alsace’ın masallara konu olabilecek başkentidir.

Tarihte Keltler, Romalılar, Hun İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu tarafından yönetilmiş olan ve sonrasında Almanya – Fransa sınırında olması nedeniyle bu iki ülke arasında pek çok kez el değiştirmiş olan şehir, bugün hem mimari, hem kültür hem de konuşulan diller olarak her iki ülkenin de özelliklerini barındırmaktadır. Yarı ortaçağ şehri, yarı modern bir Avrupa şehridir.

Suyla çevrili az sayıda Fransız şehrinden biri olan Strasbourg, aynı zamanda Gutenberg’in basılı yayını icat etmesi ve tüm Avrupa çapında en büyük noel pazarlarından birine ev sahipliği yapması ile de tanınır. Alsace mutfağının zengin tatlarını keşfetmek için en mükemmel yerdir.

Şehrin tarihi merkezinde arnavut kaldırımlı sokaklarda, küçük dükkanların, pastanelerin ve evlerin arasında sakin bir kasaba hayatı yaşarken, merkezin dışında genç ve haraketli bir şehir hayatı ile karşılaşabilirsiniz. Strasbourg, Fransa’nın en prestijli üniversitelerinden birine sahip olmasının yanında Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve yarı zamanlı olarak da Avrupa Parlementosu’na ev sahipliği yapmaktadır.

 

Strasbourg’da nereler gezilmeli?

 

Bu kadar çok özelliği bir arada barındıran şehirde görülecek yerler de bir o kadar değişiktir:

 

Grande Ile

Şehrin ortasında, nehrin kollarının oluşturduğu büyük bölümdür. İsmi de tam olarak “Büyük Ada” anlamına gelir.

Şehrin turistik merkezidir. Görülmesi gereken en önemli iki yer Petite France ve Katedral bu adanın üzerinde yer alır.

 

Petite France (Küçük Fransa)

Zamana karşı direnen, inanılmaz derecede çekici, tam fotoğraflık bir bölge olan Petite France, 16-17. Yüzyıldan kalma ahşap işçiliği ile donatılmış evleri, dar ve bol çiçekli sokakları, kafeleri ve dükkanları ile adeta bir rüya kasabasını andırır. Burada gerçekten her evin önünde durup fotoğrafını çekmek istemeniz kaçınılmazdır!

Strasbourg Katedrali

Dar sokakların, küçük dükkanların arasında yürürken karşınıza çıkan bu devasa yapı sizi çok şaşırtabilir. 200 yıldan fazla bir süre (1647-1874) Giza Piramidini de geçerek dünyanın en yüksek yapısı ünvanını elinde bulunduran katedral, 142 metre ile şu anda dünyanın en yüksek 15. yapısı. Katedralin 328 basamağını tırmanabilenler, muhteşem bir manzara ile ödüllendiriliyor 🙂

Katedralin içi de en az dışı kadar ilgi çekici. İçerideki en ilginç bölüm kuşkusuz astronomik saat. Karmaşık bir 16. Yüzyıl icadı olan bu saat, zamanı bildirmesinin yanı sıra dini günleri hesaplıyor ve astronomik saptamalarda bulunuyor.

Palais Rohan

1742’de yapımı tamamlanan Rohan Sarayı, 15. Louie, Marie Antoinette, Napolyon ve Josephine, 10. Charles gibi Fransız tarihinin önemli isimlerini ağırlamış. Bugün ise üç muhteşem müzeye ev sahipliği yapıyor: Dekoratif Sanatlar Müzesi, Güzel Sanatlar Müzesi ve Arkeoloji Müzesi.

Carré d’Or

Şehrin “Altın Meydan” adı verilen bu bölümü alışverişle ve Fransız mutfağı ile ilgilenenler için bir hazine. Butiklerin yanı sıra Fransızların ünlü kurbağa bacağı çorbasını denemek için Michelin yıldızlı Buerehiesel Restoranına uğrayabilirsiniz. Ayrıca meydanın etrafından Alsace stili “foie gras”, lezzetli peynirler ve tatlılar sunan restoranları da deneyebilirsiniz.

Place Du Marche Aux-Poissons

Balık Pazarı olarak adlandırılan bu kısımda Grand İle etrafında dolaşan tekneleri ve nehirde yüzen kuğuları izleyebilirsiniz.

Berg Pietonne

Nehir kenarında sadece yayalara ait yürüyüş yolunda bir tur atarak kalabalıktan uzak sakin bir kaç saat geçirebilirsiniz.

Tekne Turu

Şehri bir de kanallardan gezmek için harika bir seçenek. Bu turu özellikle gün batımında alarak çok güzel bir şekilde aydınlatılmış köprülerin ve evlerin tadını çıkartabilirsiniz.

 

Alsace Bölgesi hakkında bilgi için tıklayın.

Colmar hakkında bilgi için tıklayın.

Colmar: Küçük Şehirlerin En Güzeli

Alsace bölgesinin ikinci büyük şehri Colmar, tüm bölge gibi size bir masal ortamı sunar. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, ahşap – kerpiç evleri, sokaklara taşan çiçekleri ile tam bir ortaçağ havasını yansıtır.

Noel pazarı ile ünlü ve “Alsace şaraplarının başkenti” olarak tanımlanan bu küçük şehir en güzel yürüyerek gezilir. Tarihi ve mimari açıdan oldukça zengin olan Colmar, Avrupa tarihinin neredeyse 1000 yılına da tanıklık yapmış bir şehir.

Geceleri bilgisayar ile yönetilen 1100 ışık kaynağı ile aydınlatılan şehirde yıl boyunca ışık oyunlarını izlemek mümkün. Uluslararası Festival, Alsace Şarap Fuarı ve Noel için düzenlenen ışık gösterileri ise görmeğe değer.

 

Colmar’da Noel Bir Başka...

Avrupa’da Noel döneminin en güzel yaşandığı şehirlerden biri de Colmar. Aralık ayında eski şehir bir peri masalı gibi aydınlatılıyor ve dekore ediliyor. Tarihi yapıları ile adeta bir açık hava müzesi olan şehir, yılbaşı kutlamaları ile tam bir görsel şölen sunuyor.

Çocuklara özel bir noel pazarı da kurulan Colmar’da sergiler, konferanslar, peri masalı anlatımları ve diğer açık hava aktivitelerinin yanı sıra yılbaşı hediye alışverişi de festival havasına katkıda bulunuyor.

Noel pazarında satılan bölgeye özgü lezzetler de işin başka bir boyutu. Eğer şu ana kadar Colmar’a gitmediyseniz, bu yıl noeli görmek için mutlaka gitmenizi tavsiye ediyoruz.

 

Colmar’da nereler gezilir?

 

Little Venice

İsminden de tahmin edilebileceği gibi şehrin en popüler bölümü Küçük Venedik’tir. Küçük bir kanal boyunca sıralanmış rengarenk evler, fotoğraf çekmeyi sevenler için çok iyi bir kaynaktır.

Yürüyerek 15 dakikada gezilebilen kanalda tekne turu seçeneği ile evleri sudan da görme şansınız olabilir.

 

Unterlinden Müzesi

Müze, Alsace tarihinden 7000’e yakın esere ve kültürel anıta ev sahipliği yapmaktadır. Roman ve Gotik kemerlerin arasından geçerek zengin heykel ve resim kolleksiyonunu inceleyebilirsiniz. Müzedeki en önemli eser ise İncil’deki hikayelerden sahneler sunan tabloları ile Issenheim mihrab heykelidir.

 

Pfister Malikanesi

1537 yılında yerel bir işadamı için yapılan bu Ortaçağ evi, sekizgen kuleleri ve ahşap avlusu ile ünlüdür. Şimdiki ismini evi restore eden ve 19. Yüzyılın sonlaına kadar burada yaşayan aileden alşmıştır. Colmar’ın en farklı yapısı olarak bilinmektedir.

 

St. Martin’s Kilisesi

1365 yılında Gotik tarzında inşa edilen bu kilise, yangın ve diğer hasarlar nedeniyle pek çok kez restore edilmiş. Restorasyon sırasında 1000 yılına tarihlenen kilise temelleri ile karşılaşılmış. Tarihi açıdan Colmar’ın ve Alsace’ın önemli yapılarından birisidir.

 

Alsace'ta Noel yazımız için tıklayın.

Alsace’ta Noel: Bir Peri Masalında Gibi…

Fransa’nın en küçük fakat en orjinal bölgesi olan Alsace (Okunuş: Alsas), doğuda Almanya ve İsviçre sınırlarında, Ren Nehri’nin kenarında yer alıyor. Üç ülkenin arasında kalmış olması, tarih boyunca bir Fransızların bir Almanların yönetimine geçmesine neden olmuş ve bu durum da farklı tarzların birleşimine ve bu bölgenin eşsiz bir güzelliğe sahip olmasına yol açmış. Gerçekten de Alsace bölgesi, orjinal evleri ve sokakları ile kartpostallarda ve peri masallarında görmeye alışık olduğumuz manzaralar sunar bize. Alsace'ta Noel ise görebileceğiniz en harika ortamdır.

Alsace’ta Noel Bir Başka yaşanır

Yazları sıcağa rağmen gezmesi güzel olsa da, bölgenin asıl çekiciliği kış aylarında, özellikle Noel Pazarı – Christmas Market zamanında doruğa ulaşır. Aralık ayında Fransa’da bulunursanız bu canlı ve muhteşem pazarı gezmeden dönmeyin.

Noel sezonunun Avrupa’da en güzel yaşandığı yerlerden biri olan Alsace bölgesi, tüm şehirlerinde yer alan nefis lezzetler, harika kokular, ışıklar, dekorasyonlar ve hediyelik eşyalarla dolu noel pazarları ile ziyaretçilerine hem görsel, hem de kültürel bir şölen yaşatır.

Alsace-Noel Alsace_noel Alsace-noel

 

Bir Peri Masalının İçinde...

Bölgenin en büyük ve ünlü iki şehri Strasbourg ve Colmar’dır. Bunların yanı sıra Riquewihr, Eguisheim and Obernai gibi görülmeye değer pek çok küçük ve büyük şehri vardır.

Alsace’ın kendine özgü bir dili vardır, ancak bu dili şu anda sadece yaşlılar bildiğinden yok olmaya yüz tutmuştur.

Alsace, yarı ahşap evleri, evlerin camlarından taşan rengarenk çiçekleri, dar ve otantik sokakları, kanalları ve köprüleri ile Fransa’nın mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biridir. Eğer gezinizi Paris ile sınırlı tutup bu bölgeye gelmezseniz, bu güzelliği kaçırıp pişman olursunuz 🙂

 

Alsace-Fransa

Alsace Mutfağı

Farklı kültürlerin birleşimi sayesinde Alsace sokaklarında taze baget ekmeklerle birlikte Alman pretzelleri satılır. Burada Fransa’nın fine-dining yemek kültürü, Alman mutfağının doyurucu porsiyonları ile bir arada bulunur. Hele bir de geleneksel bir Alsace restoranına giderseniz, her iki mutfağın en güzel örneklerinden tadabilirsiniz. Beyaz şarapla yapılan tavuk yemeği Coq au Riesling ve ince hamur üzerine peynir, soğan ve pastırma konarak yapılan Tarte flambée deneyebilirsiniz.

Alsace Şarap Rotası

Alsace’ın yemeklerinden bahsedip de şaraplarından bahsetmemek mümkün mü? Tabi ki değil. Fransa’nın tüm bölgeleri gibi Alsace’ın da kendine özgü ünlü şarapları bulunur. Hatta bu bölge Fransa’nın en büyük şarap ihracatı yapan bölgeleri arasındadır.

Bölgedeki şarap evlerini gezmek için bir Route De Vin – Şarap Rotası oluşturulmuştur. Göz alıcı kasabalardan, üzüm bağlarından, ortaçağ şatolarından ve evlerinden geçen bu turu zamanınıza göre kendiniz uzatıp kısaltabilirsiniz.

Bölge daha çok beyaz şarapları ile bilinir. Riesling şarabını denemenizi tavsiye ederiz. Gezi rehberiniz size bu konuda daha fazla bilgi verecektir. Bahar aylarında yapılacak en güzel aktivitelerden biri olan şarap turu hakkında bizden bilgi alabilirsiniz.

 

Size özel Alsace Noel Turları için lütfen bizimle iletişime geçin.

 

Alsace ’ta Hafta Sonu

Alsace ’ta nereleri gezmeli, neler görüp, neler yapmalı? Hafta sonunu Alsace’ta geçirmek isteyenlere pratik bilgiler verecek olan bu kılavuz aynı zamanda Paris Gezgini ayrıcalığı ile rehber eşlikli bir tur yapmak isteyenlere de fikir verecek!

Alsace, insanın aklını başından alacak güzellikteki tipik köyleri ve bu köylerdeki her yıl gerçekleştirilen birbirinden güzel kutlamaları, modern şehirleri, büyüleyici tarihi sit alanları ve sıra dışı manzaraları ile her zaman insanı kendisine çeken bir bölgedir. Bölgenin sahip olduğu tüm bu zenginlikleri bu başlık altında keşfetmeye hazır mısınız?

Doğa yürüyüşü meraklısı, doğa aşığı veya tarih tutkunu musunuz? Gastronomi ilginizi mi çekiyor ya da gerçek bir gurme misiniz? Alsace kesinlikle sizi etkisi altına alacak, büyüleyecektir…

Alsace’ta her mevsim yapacak onlarca etkinlik bulmak mümkünken, Alsace gezinizi ertelemeyin!

Alsace’ta Hafta Sonu : Nereleri Gezip Görmeli?

Avrupa’nın Başkenti Strasbourg

Avrupa’nın başkenti sayılan Strasbourg’u keşfederek gezinize başlayabilirsiniz. Yürüyerek bile keşfe çıkabileceğiniz, gezmesi hem keyifli hem de kolay olan bu şehirde, Petit France’tan Orangerie’ye kadar Katedral meydanından geçerek, kendi ritminize göre gezinizi gerçekleştirebilirsiniz!

Résultat de recherche d'images pour "strasbourg petit france bateau"

Colmar, Alsace’ın Venedik’i

Strasbourg’a 45 dakikalık mesafede bulunan Colmar aynı zamanda Route des Vins’in de merkezinde yer alır. Tam anlamıyla romantik bir şehir olan Colmar, sahip olduğu büyüleyici atmosferi ile Alsace gezinizde kesinlikle kaçırılmaması gereken yerlerdendir. Geleneksel Alsace evlerinin kıyısında, kaldırım taşlarıyla döşenmiş dar sokaklarda gezmek, fotoğraf çektirmek eminiz hoşunuza gidecektir.

Résultat de recherche d'images pour "colmar"

Riquewihr, Bir Orta Çağ Şehri

Alsace üzüm bağlarının arasında bulunan Riquewihr, Fransa’nın en güzel köylerinden bir tanesidir. Her sene, Noel’i kutlamaları için Alsace’a gelen yüzlerce ziyaretçi, Riquewihr’in eşsiz pazarında bir gezintiye çıkıp, Alsace’ın lezzetlerine yakından bakıyor. Noel için her zamankinden farklı bir havayı solumak istiyorsanız Alsace ve bilhassa Riquewihr, sizin için mükemmel bir seçim olacaktır.

Riquewihr Alsace

Le Mont Saint Odile

Alsace’ın tarihi ve dini mirasının en üst noktası olan le Mont Saint-Odile, Alsace’ta geçireceğiniz hafta sonunun  olmazsa olmazlarından birisidir. Bu eski manastır, Colmar ve Strasbourg arasında kalan Obernai’nin Ottrott Köyü tepelerine kurulmuştur. Manastırın tarihi ve dini atmosferinin yanı sıra manastırın bulunduğu tepe üzerinde ve çevresinde mükemmel yürüyüşler de gerçekleştirebilirsiniz.

Week end en Alsace

Kaysersberg Köyü

Kaysersberg Köyü, Alsace Bölgesi’nin en güzel köylerinden bir tanesidir. Colmar’a 20 dakika mesafede olup, dağlar ve üzüm bağları arasında mükemmel bir atmosferi ziyaretçilerine sunmaktadır. Köyde bulunan, harabeye dönmüş de olsa, eski bir şatonun varlığı onu oldukça mistik kılıyor.  Eğer Noel kutlamalarında Alsace’ta olmayı düşünüyorsanız, bir öğleden sonrasında Kaysersberg’in otantik Noel pazarını keşfetmek için buraya muhakkak uğrayın!

Kaysersberg

Haut-Koenigsbourg Şatosu

Alsace düzlüklerine bakan harika bir panoramik görüntü istiyorsanız, Orschwiller’de, Haut-Koenigsbourg Şatosu’nun eteklerinde buluşalım! Yaklaşık 800 metre yükseklikte bulunan bu eski şato, le Mont Saint-Odile ile birlikte Alsace’ın en çok ziyaret edilen yapılarından bir tanesidir.

Week end en Alsace

Ve Ayrıca…

Strasbourg ve Colmar arasında kalan şirin mi şirin Sélestat şehrinde bir gezinti, Cernay ve Sentheim arasında Thur Doller buharlı treninin kıyısında bir yürüyüş, Munster Vaadisi, Grand Ried, Galtz ve Alsace’ı kanatlarının altına alan Hz. İsa heykeli, Route des Vins (Şarap Yolu), Nideck şelalesi…  gibi daha pek çok şey Alsace’ta sizleri bekliyor.

Statue du Galtz

Galtz Anıtı

Résultat de recherche d'images pour "Train à vapeur Thur Doller"

Thur Doller Buharlı Treni

Alsace’a Ne Zaman Gitmeli?

Alsace o kadar güzel ve büyüleyici bir bölge ki, burayı gezmenin zamanı yok aslında. Yılın her mevsiminde Alsace’ı ziyaret edebilirsiniz. Ancak Noel döneminde Alsace’ın bir başka güzel olduğunu belirtmek isteriz…

Menton ve Roquebrune-Cap-Martin

Menton ve Roquebrune-Cap-Martin

Bu yazımızda rotamızı Fransa’nın İtalya’dan önceki son durağı olan Roquebrune-Cap-Martin ve doğudaki komşusu Menton’a çeviriyoruz! Gerçek bir Cote d’Azur şehri, kızıl, pembe ya da sarımtırak renklerdeki toprak örtüsü ile çok renkli bir doğaya sahip.

Akdeniz’in ve güneşli gökyüzünün getirdiği bu mavi dokunuş ve ona eşlik eden palmiyeler ile dingin bir iklimin tadını çıkartmak istemez misiniz?

Mart’ın başlarında Menton’da dünyalar dolusu insan, limon bayramını kutlamak için gelir. Tam bir karnaval tadında geçen bu etkinlik hem baharın gelişini anımsatır hem de hoş vakit geçirmenizi sağlar.

Menton’u dünyaya tanıtan kişi ise 1880’lerde Doktor Henry Bennet olarak bilinir. Tüm diğer aristokrat Ruslar gibi hemşerileri Henry’e büyük saygı duyarlar ve buraya gelip kendilerine villalar yaptırırlar.

Menton’u Menton yapan şey ise bana göre sahip olduğu mikro klimasıdır. Onlarca bitki çeşidine ev sahipliği yapmaktadır ve içinde barındırdığı Val Rahmeh botanik bahçesi de bu çeşitliliği görmek için oldukça güzel bir mekandır. Elbette meyve ve sebzelerinin de böylesine lezzetli olma sebebi yine iklimi ve sahip olduğu güneşten süzülen ışıkla büyümelerindendir. Her sabah kurulan pazara gidip bu lezzetli yiyeceklerin tadına bakmayı unutmayın!

Menton ve Monaco arasında bulunan Roquebrune-Cap-Martin ise insanı yüzyıllardır etkilemektedir. Vallonnet Mağarası’nda ilk önce “homo erectus” diye tabir edilen atamız yaşamaktaydı. Bundan çok, çok sonra 970 yılında Comte de Vintimille Kontu buraya, olası saldırıları önlemek için bir şato inşa ettirdi. Rocabrua komünü daha sonra Grimaldi’lerin eline geçti ve Devrim döneminde de Fransızlaştı. Daha sonra Monaco’ya bağlandıysa da 1860 yılında vatandaşlarının Fransa’ya bağlanmak istemesiyle tamamen Fransızlaştılar.

Roquebrune’ı ziyaret edecek herkes gibi siz de onun büyüsüne kapılacaksınız: Le Corbusier, Avusturyalı Sissi, Churchill ya da Jacques Brel gibi… Onların yolundan gidip siz de bu eski ortaçağ şehrinin tarihi sokaklarına kendinizi kaptırın!

Fransız Devrimi

Fransız Devrimi ve Bastille’in Alınması Fransız Devrimi’nin Fransa tarihindeki yerinin ne kadar büyük olduğunu herkes bilir, kabul eder hatta bunun insanlık tarihi için ne denli önemli olduğunu da biliriz. Şimdi meraklıları için, Fransız Devrimi’nin nasıl bir ortamda hangi olaylar neticesinde doğduğuna bir göz atalım: Fransız Devrimi demek aslında eski rejimin sona ermesi ve Fransızlar için […]

Uluslararası Doğa ve Hayvan Fotoğrafı Festivali

Her yıl Paris’e yaklaşık iki buçuk saat uzaklıkta olan Montier-en-Der’de düzenlenen Uluslararası Doğa ve Hayvan Fotoğrafı Festivali, Kasım ayının üçüncü haftasında gerçekleştiriliyor.  Dünyanın dört bir yanından gelen fotoğrafçıların sergilerini görebileceğiniz bu festivalde yaklaşık 2000 adet fotoğraf gerek sergi alanının içinde gerekse dışında sergileniyor. Festivalin programı büyük doğacı ve çevreci temalar etrafında şekillendiriliyor ve her yıl, […]