Girdi yapan Tayfun Tümtürk

Versailles Sarayı Gezisi Hakkında Pratik Bilgiler

Geziden Önce Her şeyden önce şunu bilmek gerek ki tarihi açıdan Versailles Sarayı oldukça zengindir. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçiyi sadece sembolik mimarisi ile bile çekmektedir. Bir seferde Versailles’ı bütün detaylarıyla görmek oldukça zordur. Bu nedenle bu yazımız, unutulmaz bir gezi deneyimine sahip olmak isteyen siz Versailles Sarayı ziyaretçilerine bir nevi kılavuzluk edecektir. Versailles Sarayı […]

Parc Asterix VS Disneyland

Parc Asterix VS Disneyland Karşılaştırma Yazısı 🙂 Fransızların ve Fransa’ya yolu düşen herkesin en sevdiği, Paris’in iki göz bebeği olan eğlence parkının, Disneyland ve Parc Asterix’in bir kıyaslamasını yapacağız! Avrupa’nın bu alandaki şampiyonu olan Fransa’nın, kıtalararası düzeyde en iyi 15 eğlence parkından 4’üne sahip olduğu biliniyor ve bunlardan ikisi de Fransa’nın en çok ziyaret edilen […]

Disneyland Paris ‘Te Bir Haftasonu

Disneyland Paris ‘Te Bir Haftasonu Disneyland Paris ‘Te Sizin İçin Atraksiyonları Test Ettik! Park Disneyland Paris, dünyanın en tanınmış atraksiyon merkezlerinden bir tanesidir. Sadece küçüklerin değil, aynı zamanda büyüklerin de oldukça ilgisini çeken bu büyülü merkezde bir hafta sonu geçirdik ve izlenimlerimizi siz Paris Gezgini okurları ile paylaşmak istiyoruz. Disneyland Parkı Disneyland Parkı 5 büyülü […]

Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi

Fransızca kısaltması MAMAC olan Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi, 50’li yıllardan günümüze uzanan sanat eserlerine eşi bulunmaz bir bakış atmamıza olanak sunuyor. Süresiz olarak sergilenen Avrupalı sanatçıların “Yeni realizm”i yansıtan eserleri, Amerikalı sanatçıların “Asamblaj” eserleri ve “New York Pop-Art” eserleri ile birlikte bu süresiz sergiyi tamamlayan süreli sergiler MAMAC’ın sürekli güncel kalmasını sağlamakta ve uluslararası sanatçıların çağdaş tasarımlarını sergilemelerine fırsat vermektedir.

Image associéeCésar, Arman, Niki de Saint-Phalle ile birlikte Yeni Realistler ve Andy Warhol, Wesselmann, Fluxus grubuyla birlikte Pop-Art akımı ve Suports-Surfaces grubu ile Claude Viallat, Bernard Pagès, Noël Dolla, Louis Cane ve Nice’li bireysel sanatçılardan Ernest Pignon-Ernest, Claude Gilli… ve daha pek çok sanatçı, müzenin zengin koleksiyonlarını oluşturuyorlar.

Niki de Saint Phalle ya da İsviçreli sanatçı Albert Chubac gibi sanatçılardan, Lilja Art Fund Foundation gibi sanat kuruluşlarından, Khalil Nahoul gibi sanat koleksiyoncularından (94 adet eser bağışlamıştır) yapılan yardımlar bu müzenin bugün bu kadar zengin bir koleksiyona sahip olmasını sağlamıştır.

Résultat de recherche d'images pour "Musée d’Art moderne et d’Art contemporain nice"Yves  Klein, James Lee Byars, Anish Kapoor, Louis Cane, Assan Smati, Vincent Ganivet, Sarah Sze, Cai Guo-Qiang, David Tremlett, Wim Delvoye, Robert Longo, Richard Long gibi uluslararası düzeyde sanatçıların geçtiğimiz yıllarda müzede eserlerine bir şekilde yer vermeleri, MAMAC’ın dinamizmini korumasını ve Cote d’Azur bölgesinin en önemli müzesi olmasını sağlıyor.

Mimar Yves Bayard ve Henri Vidal’ın tasarladığı 1990 yılında açılışı yapılan müze, klasisizmin prensiplerinden etkilenerek tasarlanmış, şehir merkezinde modern mimarinin en güzel örneğini oluşturmaktadır.

Image associée

 

Cote d’Azur Bölgesi’ni ziyaret ediyorsanız Nice’in muhakkak uğranması gereken bir durak olduğunu biliyorsunuzdur zaten. Eğer ki Nice’e geldiyseniz ve sanata biraz merakınız varsa, çağdaş sanatı merak ediyorsanız… Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi MAMAC’ı ziyaret etmeden kesinlikle dönmeyin derim!

Saleya Pazarı

Saleya Pazarı

Şehrin ortasında, çiçek ve meyve bahçesi

Eğer ömrünüzde ilk kez Nice’i ziyaret ediyorsanız Saleya caddesinin çiçekli pazarı muhakkak görmeniz gerekenler arasındadır. Ulusal Aşçılık Sanatları Konseyi tarafından Fransa’nın sıra dışı pazarlarından biri olarak gösterilen bu Pazar, 1897 yılında Nice’te hayata gözlerini açtı. Dünyanın ilk büyük çaplı çiçek pazarından söz ediyoruz! Bu çiçek pazarı daha sonra Saint-Augustin’e taşındıysa da yine Saleya’da 30’dan fazla çiçekçi hala en güzel çiçekleri satmaya devam ediyorlar.

marche_aux_fleurs

Saleya; her iki tarafı da alçak binalardan oluşan ev ve cafelerle çevrili bir yaya meydanıdır. Burada ayrıca, dünyanın en güzel barok mimari örneklerinden olan Misericorde Şapel’ini görüyoruz. Eski Nice’in sınırları içinde kalan bu yer, sürekli canlılığını koruyor ve her gün yeniden meyve, sebze ve çiçeklerle dolup taşan pazarıyla sanki bir kutlama içerisinde gibi ziyaretçilerini karşılıyor. Ayrıca pazartesi günleri antik eşyalar başka bir deyişle bit pazarı ile de sizlere farklı bir yüzünü gösteriyor.

Saleya Pazarı, sanırım aksini iddia eden çıkmayacaktır, Nice’in İngiliz Yürüyüş Yolu ile beraber en çok turist çeken yeridir.

fraises_saleya

Hafta içi sabah 6’dan akşam 17:30’a kadar, Pazar öğleden sonraları ve tatil günleri hariç, geleneksel Pazar ve çiçek pazarı kuruluyor. Bu meydanda hareketlilik sabahın çok erken saatlerinde başlıyor ve gece yarılarına kadar da devam ediyor. Günün herhangi bir saatinde  Saleya’da yapacak bir şey yapmak mümkün. Sabah saatlerinde pazarda yürüyüşe çıkıp alışveriş yapabilir ya da satılan ürünlere bakarak gözlerinize bir ziyafet çektirebilirsiniz. Ama buraya kadar gelmişken “caviar d'olive”, “trüf mantarı” ve bölgesel bir yemek olan Socca’nın tadına bakmayı unutmayın! Öğle yemeği saatinde ise açlığınızı bastırmak için etrafınızdaki seçenekler arasında kaybolacaksınız. Restoranlar, pastaneler, pizzacılar, cafeler, barlar…  Öğleden sonra eski Nice’in sokaklarını arşınlayıp saat 18’e doğru tekrar Saleya’ya gelin ve satan pazarını bir keşfe çıkın. Karanlık çöktükten sonra ise hoşunuza giden barı seçmek size kalmış…

Une vue aérienne datant de  2006.

Vesunna

Zengin arkeolojik koleksiyonları ile Vesunna …

Résultat de recherche d'images pour "Vesunna, Périgueux"

Antik Périgieux’nün Vesunna’sı, Aquitaine bölgesinin en çok tanınan Gallo-Romaine (Galya -Roma) şehridir. Bölgede bulunan arkeolog ve tarihçiler tarafından 19. Yüzyılın başlarından beri sınıflandırılıp, koleksiyonlara ayrılan eserler bugün ziyarete açık ve oldukça ilgi çekici bir müzeyi oluşturmaktadır. Bu eserler arasında: mimari bloklar, heykeller, mezar stelleri… gibi eserler yer almaktadır. Şehrin maketi ise, Petrucore’ların eski şehrinin önemini ortaya koyan temel eserdir. Kelt (Celte) kültürünü yadsımadan, Roma’lıların yaşam biçimlerini ve onlardan edindikleri teknik bilgileri bir araya getirip, taştan binalar yaptılar, dinlerini, yeme içme biçimlerini ve giyim kuşamlarını da sahiplendiler.

Eşi Benzeri Olmayan Bir Çağdaş Mimari

Image associée

Büyük bir şemsiyenin altında korunan antik duvarlar…

Müzenin kendisi başlı başına bir sanat eseridir diyebiliriz. Çağdaş mimarinin en güzel eserlerinden birisi bu müzenin kendisi!

Koleksiyonları çatısı altına alan asma katlardan başlayarak, toplamda 2400 m2 olan alanda, arkeolojik kalıntılara hayretler içinde bir bakış atabiliyoruz. Camdan duvarların ardında Tour de Vésone'un bahçesini ve 4. Yüzyıldan kalma yüksek duvarları görüyoruz.

Aquitaine’in en ünlü Roma Şehri

Roma’lıların işgalinden önce, bugün Dordogne’un bir departmanı olan bu bölge, bir Kelt kavmi olan Pétrucore’ların yerleşimi altındaydı. Jules Cesar’ın m.ö. 52 yılında yazdığı kroniklerden bunu anlıyoruz.

İmparator Augustus yönetiminde (m.ö. 16 dolaylarında) Aquitaine 21 farklı şehre bölündü ve bunlardan Pétrucore’ların Şehri de başkent ilan edilip yerel bir tanrı olan Vesunna’nın ismi ile anılmaya başladı.

Résultat de recherche d'images pour "Vesunna, Périgueux"

60 Hektarlık, Isle nehrinden gelen bir menderesin içinden geçtiği Vesunna, Roma’nın yeni şehri, kabul ettiği yeni yaşam biçimi ile mimari ve şehir planlamasının en güzel örneklerinden birini ortaya koymuştur. M.s. 40 yıllarına doğru, çoktan kendi forumu vardı ve amfitiyatrosu da yapım aşamasındaydı. Ta 2. Yüzyılın ortalarına kadar sürekli inşaatın devam ettiği bir şantiyeyi andıran şehir, bugün Tour de Vésone adıyla bilinen şehrin en büyük tapınağı gibi önemli yapılara ev sahipliği yapmaktadır.

Tüm Galya’da olduğu gibi halk işleri, hatrı sayılır Galyalılar tarafından gerçekleştirilmekteydi ancak Roma işgalinden sonra bu işler hızla Romalılar’a devredildi. Vesunna’nın sivil yerleşiminin etrafında domus olarak adlandırılan önemli kişilerin evleri vardı. Portik bahçeli evler ile şehirde Roma geleneğini yansıtıyorlardı. Kesme taşlardan örülerek yapılan bu evler oldukça zengin ve cömertçe dekore edildikleri gibi duvar resimleri ve taban mozaiklerinin en güzel örneklerini yansıtıyorlar.

3.yüzyılın sonlarına doğru yaşana bir duraklama döneminin ardından şehrin etrafı surlar ile çevrildi. Şehirdeki pek çok yapının taşları bu duvarların inşasında kullanılmak üzere söküldü ve bu da şehirde yeni bir şehir yaşamının önünü açtı.

Disneyland Hakkında Bilmedikleriniz

Sevgili Paris Gezgini okurları, bu yazımızda sizlere Disneyland Hakkında Bilmedikleriniz ‘den bahsedeceğiz. Fiyatlar, muhakkak yapılması gerekenler, konaklama, restoranlar… ve daha fazlasını aşağıda, yazının devamında bulacaksınız! Disneyland Paris Bilet Fiyatları Disneyland Paris Fransa sitesine girdiğimizde bilet fiyatlarına bakınca kafası karışmayan var mı? Aslında Bilet fiyatları sabit değil, seçeceğiniz tarih aralığına göre değişkenlik gösteriyor ve dahası farklı bilet çeşitleri […]

Alsace ’ta Hafta Sonu

Alsace ’ta nereleri gezmeli, neler görüp, neler yapmalı? Hafta sonunu Alsace’ta geçirmek isteyenlere pratik bilgiler verecek olan bu kılavuz aynı zamanda Paris Gezgini ayrıcalığı ile rehber eşlikli bir tur yapmak isteyenlere de fikir verecek!

Alsace, insanın aklını başından alacak güzellikteki tipik köyleri ve bu köylerdeki her yıl gerçekleştirilen birbirinden güzel kutlamaları, modern şehirleri, büyüleyici tarihi sit alanları ve sıra dışı manzaraları ile her zaman insanı kendisine çeken bir bölgedir. Bölgenin sahip olduğu tüm bu zenginlikleri bu başlık altında keşfetmeye hazır mısınız?

Doğa yürüyüşü meraklısı, doğa aşığı veya tarih tutkunu musunuz? Gastronomi ilginizi mi çekiyor ya da gerçek bir gurme misiniz? Alsace kesinlikle sizi etkisi altına alacak, büyüleyecektir…

Alsace’ta her mevsim yapacak onlarca etkinlik bulmak mümkünken, Alsace gezinizi ertelemeyin!

Alsace’ta Hafta Sonu : Nereleri Gezip Görmeli?

Avrupa’nın Başkenti Strasbourg

Avrupa’nın başkenti sayılan Strasbourg’u keşfederek gezinize başlayabilirsiniz. Yürüyerek bile keşfe çıkabileceğiniz, gezmesi hem keyifli hem de kolay olan bu şehirde, Petit France’tan Orangerie’ye kadar Katedral meydanından geçerek, kendi ritminize göre gezinizi gerçekleştirebilirsiniz!

Résultat de recherche d'images pour "strasbourg petit france bateau"

Colmar, Alsace’ın Venedik’i

Strasbourg’a 45 dakikalık mesafede bulunan Colmar aynı zamanda Route des Vins’in de merkezinde yer alır. Tam anlamıyla romantik bir şehir olan Colmar, sahip olduğu büyüleyici atmosferi ile Alsace gezinizde kesinlikle kaçırılmaması gereken yerlerdendir. Geleneksel Alsace evlerinin kıyısında, kaldırım taşlarıyla döşenmiş dar sokaklarda gezmek, fotoğraf çektirmek eminiz hoşunuza gidecektir.

Résultat de recherche d'images pour "colmar"

Riquewihr, Bir Orta Çağ Şehri

Alsace üzüm bağlarının arasında bulunan Riquewihr, Fransa’nın en güzel köylerinden bir tanesidir. Her sene, Noel’i kutlamaları için Alsace’a gelen yüzlerce ziyaretçi, Riquewihr’in eşsiz pazarında bir gezintiye çıkıp, Alsace’ın lezzetlerine yakından bakıyor. Noel için her zamankinden farklı bir havayı solumak istiyorsanız Alsace ve bilhassa Riquewihr, sizin için mükemmel bir seçim olacaktır.

Riquewihr Alsace

Le Mont Saint Odile

Alsace’ın tarihi ve dini mirasının en üst noktası olan le Mont Saint-Odile, Alsace’ta geçireceğiniz hafta sonunun  olmazsa olmazlarından birisidir. Bu eski manastır, Colmar ve Strasbourg arasında kalan Obernai’nin Ottrott Köyü tepelerine kurulmuştur. Manastırın tarihi ve dini atmosferinin yanı sıra manastırın bulunduğu tepe üzerinde ve çevresinde mükemmel yürüyüşler de gerçekleştirebilirsiniz.

Week end en Alsace

Kaysersberg Köyü

Kaysersberg Köyü, Alsace Bölgesi’nin en güzel köylerinden bir tanesidir. Colmar’a 20 dakika mesafede olup, dağlar ve üzüm bağları arasında mükemmel bir atmosferi ziyaretçilerine sunmaktadır. Köyde bulunan, harabeye dönmüş de olsa, eski bir şatonun varlığı onu oldukça mistik kılıyor.  Eğer Noel kutlamalarında Alsace’ta olmayı düşünüyorsanız, bir öğleden sonrasında Kaysersberg’in otantik Noel pazarını keşfetmek için buraya muhakkak uğrayın!

Kaysersberg

Haut-Koenigsbourg Şatosu

Alsace düzlüklerine bakan harika bir panoramik görüntü istiyorsanız, Orschwiller’de, Haut-Koenigsbourg Şatosu’nun eteklerinde buluşalım! Yaklaşık 800 metre yükseklikte bulunan bu eski şato, le Mont Saint-Odile ile birlikte Alsace’ın en çok ziyaret edilen yapılarından bir tanesidir.

Week end en Alsace

Ve Ayrıca…

Strasbourg ve Colmar arasında kalan şirin mi şirin Sélestat şehrinde bir gezinti, Cernay ve Sentheim arasında Thur Doller buharlı treninin kıyısında bir yürüyüş, Munster Vaadisi, Grand Ried, Galtz ve Alsace’ı kanatlarının altına alan Hz. İsa heykeli, Route des Vins (Şarap Yolu), Nideck şelalesi…  gibi daha pek çok şey Alsace’ta sizleri bekliyor.

Statue du Galtz

Galtz Anıtı

Résultat de recherche d'images pour "Train à vapeur Thur Doller"

Thur Doller Buharlı Treni

Alsace’a Ne Zaman Gitmeli?

Alsace o kadar güzel ve büyüleyici bir bölge ki, burayı gezmenin zamanı yok aslında. Yılın her mevsiminde Alsace’ı ziyaret edebilirsiniz. Ancak Noel döneminde Alsace’ın bir başka güzel olduğunu belirtmek isteriz…

Menton ve Roquebrune-Cap-Martin

Menton ve Roquebrune-Cap-Martin

Bu yazımızda rotamızı Fransa’nın İtalya’dan önceki son durağı olan Roquebrune-Cap-Martin ve doğudaki komşusu Menton’a çeviriyoruz! Gerçek bir Cote d’Azur şehri, kızıl, pembe ya da sarımtırak renklerdeki toprak örtüsü ile çok renkli bir doğaya sahip.

Akdeniz’in ve güneşli gökyüzünün getirdiği bu mavi dokunuş ve ona eşlik eden palmiyeler ile dingin bir iklimin tadını çıkartmak istemez misiniz?

Mart’ın başlarında Menton’da dünyalar dolusu insan, limon bayramını kutlamak için gelir. Tam bir karnaval tadında geçen bu etkinlik hem baharın gelişini anımsatır hem de hoş vakit geçirmenizi sağlar.

Menton’u dünyaya tanıtan kişi ise 1880’lerde Doktor Henry Bennet olarak bilinir. Tüm diğer aristokrat Ruslar gibi hemşerileri Henry’e büyük saygı duyarlar ve buraya gelip kendilerine villalar yaptırırlar.

Menton’u Menton yapan şey ise bana göre sahip olduğu mikro klimasıdır. Onlarca bitki çeşidine ev sahipliği yapmaktadır ve içinde barındırdığı Val Rahmeh botanik bahçesi de bu çeşitliliği görmek için oldukça güzel bir mekandır. Elbette meyve ve sebzelerinin de böylesine lezzetli olma sebebi yine iklimi ve sahip olduğu güneşten süzülen ışıkla büyümelerindendir. Her sabah kurulan pazara gidip bu lezzetli yiyeceklerin tadına bakmayı unutmayın!

Menton ve Monaco arasında bulunan Roquebrune-Cap-Martin ise insanı yüzyıllardır etkilemektedir. Vallonnet Mağarası’nda ilk önce “homo erectus” diye tabir edilen atamız yaşamaktaydı. Bundan çok, çok sonra 970 yılında Comte de Vintimille Kontu buraya, olası saldırıları önlemek için bir şato inşa ettirdi. Rocabrua komünü daha sonra Grimaldi’lerin eline geçti ve Devrim döneminde de Fransızlaştı. Daha sonra Monaco’ya bağlandıysa da 1860 yılında vatandaşlarının Fransa’ya bağlanmak istemesiyle tamamen Fransızlaştılar.

Roquebrune’ı ziyaret edecek herkes gibi siz de onun büyüsüne kapılacaksınız: Le Corbusier, Avusturyalı Sissi, Churchill ya da Jacques Brel gibi… Onların yolundan gidip siz de bu eski ortaçağ şehrinin tarihi sokaklarına kendinizi kaptırın!

Fransız Devrimi

Fransız Devrimi ve Bastille’in Alınması Fransız Devrimi’nin Fransa tarihindeki yerinin ne kadar büyük olduğunu herkes bilir, kabul eder hatta bunun insanlık tarihi için ne denli önemli olduğunu da biliriz. Şimdi meraklıları için, Fransız Devrimi’nin nasıl bir ortamda hangi olaylar neticesinde doğduğuna bir göz atalım: Fransız Devrimi demek aslında eski rejimin sona ermesi ve Fransızlar için […]

Uluslararası Doğa ve Hayvan Fotoğrafı Festivali

Her yıl Paris’e yaklaşık iki buçuk saat uzaklıkta olan Montier-en-Der’de düzenlenen Uluslararası Doğa ve Hayvan Fotoğrafı Festivali, Kasım ayının üçüncü haftasında gerçekleştiriliyor.  Dünyanın dört bir yanından gelen fotoğrafçıların sergilerini görebileceğiniz bu festivalde yaklaşık 2000 adet fotoğraf gerek sergi alanının içinde gerekse dışında sergileniyor. Festivalin programı büyük doğacı ve çevreci temalar etrafında şekillendiriliyor ve her yıl, […]

Beaujolais Kutlamaları

Beaujolais Kutlamaları, Kasım ayının üçüncü perşembesinde bütün Fransa’da başlıyor! Bu özel tarihin seçilme sebebi ise Beaujolais Nouveau şarabının olma sürecinin gelip, satışa sunulduğu tarih olmasından kaynaklanıyor. Fransa’daki tüm şarap severler bu meyveli şarabın çıkacağı tarihi her yıl merakla bekliyor. Eğer şaraba ilgi duyuyorsanız bu özel tarihte Fransa’da olmanız gerek!   Bu kutlamalar, Beaujolais’de hafta sonuna […]

Paris Fotoğraf Fuarı

Paris Fotoğraf Fuarı her yıl, sanatsal fotoğrafçılığı desteklemek ve ilerletmek adına düzenlenen, çağdaş fotoğraf sanatının değerini yükseltmeyi hedefleyen bir fuardır. Kasım’ın ortalarında başlayıp üç gün süren bu fuarda 33 ülkeden katılımcı ile düzenlenen 150’ye yakın galeri bulunmakta ve Grand Palais’nin muhteşem mimarisi altında, sanatçıların sergileri fotoğraf meraklılarının beğenisine sunulmaktadır.   Ayrıca uluslararası düzeyde 27 editörün […]

Paris At ve Atcılık Gösterileri

Paris At ve Atcılık Gösterileri her yıl düzenlenen at ve atçılık sporuna adanmış bir etkinliktir. Her sene yaklaşık 450 katılımcı ve 2000’e yakın at bu gösteri için Paris’te toplanır ve Paris’teki gösteri merkezi olan Paris Nord Villepinte’de bir araya gelirler. Kasım’ın sonlarına doğru gerçekleşen bu etkinliğe katılan kişi sayısı ise yıllık 150 000 kişidir.   […]

Biron Şatosu

Biron Şatosu

Dordogne’un biraz güneyine inip Monpazier yakınlarında bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz?

Cevabınız evet ise, Biron Şatosu ‘nda harika bir tur sizleri bekliyor!

12. yüzyıla kadar dayanan tarihi, hala paha biçilmez doğal güzelliklere bakan manzarası ile Fransa’nın gözdelerinden olan Birun Şatosu’nun tarihine biraz bakalım:

Tarih

Biron Şatosu, 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Gontaut-Biron ailesinin malıydı. Bu aile Beynac, Bourdeilles ve Mareuil’ler ile birlikte Perigord’un 4 baronluğundan bir tanesiydi.

Zaman içinde pek çok çarpışma ve savaş gören şato 15. yüzyıla gelindiğinde Gontaut-Biron kardeşler tarafından restore edildi ve büyütüldü. Tabi bu çalışmalarda Gotik mimarinin ve İtalyan Rönesans’ının etkileri de kendini göstermiştir. Bunu görmenin en güzel yollarından bir tanesi, orta çağ mimarisi ile yapılmış kulelere eklenen pencereler ve merdivenlere bakmak olacaktır.

Şapel yapım çalışmaları her ne kadar 15. yüzyılda başlamış olsalar da yavaş işleyişten ve patlak veren din savaşlarından ötürü uzun zaman boyunca bitirlmemiş olarak kalmıştır.

16.yüzyılın sonlarına doğru Charles de Gontaut, Kral 4. Henri’ye süikast düzenlemek istemiş ve 1602’de başı kesilerek öldürülmüştür. Böylece Gontaut-Biron’lar düklükten baronluğa düşürülmüş ve şatoları boşaltılmıştır ta ki 18. yüzyıla kadar.

Fransız devrimi ise ailenin kaderini değiştiren bir başka unsur olmuş, Biron dükünün kellesi uçurulmuştur. Gontaut-Biron’ların çizgisi böylece sona ermiş ve şato artık başka bir ailenin mal varlığına girmiştir.

1920’li yıllarda, Biron markisi servetinin büyük bir kısmını kumarhanelerde ve hipodromlarda eritmiş ve düştüğü borç batağından çıkmak için şatonun mobilyalarını, şapelin heykelini ve sonrasında bu kültürel mirasın geri kalan pek çok parçasını 1938 yılına kadar kısım kısım satmıştır. En sonunda da işin içinden çıkamayıp şatonun kendisini de elinden çıkarmıştır. Bu satışlarda giden eserlerden 2 tanesi bugün Metropolitan Müzesi (New York)’ta görülebilir.

1978 yılına kadar özel mülk olan Biron Şatosu, bu tarihte bölge sakinleri tarafından satın alınmış ve sonrasında son bir elden geçirme ile yenilenmiştir.

Şatonun içerisinde, oldukça ilginizi çekecek mimari detaylara rastlayacaksınız. Taştan şöminelerden, ahşap mobilyalara kadar pek çok dekoratif malzeme de sizlere şatonun tarihi hakkında az ya da çok bilgi verecektir.

Sinema

Eğer Fransız sinemasına meraklı iseniz Biron Şatosunu muhakkak bazı filmlerde görmüşsünüzdür. Emin olmak için aşağıdaki listeye bir göz atabilirsiniz:

Le Capitan, Vous n'aurez pas l'Alsace, La Fille de d'Artagnan, La Pacte des Loups, Les Visiteurs 2, A tout Jamais ve Jacquou le Croquant.

Fenelon Şatosu

Kayalık bir burun üzerine kurulu Fenelon Şatosu, etrafı 3 katmanlı duvarlarla örülü, teraslarla donatılmış Saint Mondane Köyü ile Sarlat ve Souillac arasında kalan bölgede yer alıyor.

Dordogne’un o müthiş manzarasını bir de buradan izlemeye ne dersiniz?

Image associéeAsıl yapılış tarihi 13. yüzyıla kadar giden şatonun bugün gördüğümüz kısımlarının büyük bir bölümü 16. yüzyılda yapılan yenileme çalışmalarının ürünüdür. Zira Fenelon Şatosu ‘nun o zamanki sahibi lüks içinde yaşamaya çok meraklı bir zengin imiş ve şatoyu da bu yönde yeniletip daha ihtişamlı bir hale getirmiş. Şatonun bu sahibinin çocuklarından bir tanesi olan Fénelon, edebiyat derslerimizde “ilk çeviri roman” olarak geçen “telemaque” kitabının yazarıdır. 18. yüzyılda Fransa’da oldukça iyi satmış bir kitaptır.

Fenelon şatosu, İspanya taraflarından gelecek saldırılara karşı bir önlem olarak yapılmışsa da daha sonraki dönemde 100 yıl savaşları’na da sahne olmuş ve önemli bir rol üstlenmiştir.

15.yüzyılda başlatılan yenileme çalışmalarında gotik bir stil tercih edilmiş. Ancak kalenin güçlendirme çalışmaları daha sonra Din Savaşları döneminde yapılmıştır ki bu dönem Fransız tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini oluşturmaktadır.

Fenelon Şatosu 'nu Gezelim

Fenelon Şatosu ‘na yapacağınız ziyaret esnasında, şatonun önünde bulunan çift çizgiye bakarak yapılan güçlendirme çalışmalarını fark edebilir, ve bu hemen arkasında da diğerini görebilirsiniz. Tamamen savunma amacı ile örülen bu duvarlardan ikisi 14 ve 15. yüzyıllarda diğeri ise 16. yüzyılda inşa edilmiştir. Bunun dışında şatonun farklı yerlerinde birbirinden farklı kuleler de görmek mümkündür.

Şatonun önünde sizi karşılayacak olan kapı 16. yüzyılda yapılmış ve sapasağlam, yıkılmaz gibi görünmektedir. Bunun sebebi ise şatoya yapılacak olası bir saldırıda ilk geçilmek istenecek yerin burası olması ihtimalinin yüksek olmasındadır.

Duvarlarla kale arasında kalan boşlukta savaşçılar antrenman yapmaktaydı.

Bu şatoyu farklı kılan şey belki de, her köşesinde ayrı bir görüntü sunuyor olmasıdır. Bana sorarsanız en güzeli Dordogne’un muazzam manzarasına bakan teras tarafıdır.

Résultat de recherche d'images pour "fénelon chateau"

Silah Koleksiyonu.

Şatonun içine geçecek olursak, her odanın özenle döşenmiş olduğunu ve orta çağ yaşamına ışık tuttuğunu göreceğiz. Dışarıdan ne kadar güzel görünüyorsa, içerisi de en az bir o kadar güzel! Böylesi sağlam, devasa bir yapının içinde yaşadığınızı düşünsenize!

Rönesans döneminden kalma halılar, mobilyalar ve 15’den 18. yüzyıla kadar biriktirilmiş silahların güzel bir koleksiyonunu göreceksiniz.

Meraklısına: 1998 yılında Dordogne Bölgesi’nde çekilen “Ever After” filminde görülen şatolardan birisi Hautefort Şatosu iken, diğeri de Fenelon Şatosu’dur.

Monbazillac Şatosu

Aynı ismi taşıyan meşhur üzüm bağlarının ortasında yer alan Monbazillac Şatosu, Dordogne Vadisi üzerinde bulunup, sahip olduğu teraslar üzerinden uzaklara doğru bakınca yine aynı vadinin sıradışı panoramik bir görüntüsünü sizlere sunuyor. Doğanın, üzümün ve şarabın tadına sonuna kadar varacağınız bu gezide aynı zamanda Monbazillac’ın eşsiz ve orijinal mimarisi ile de büyüleneceksiniz.

Monbazillac Şatosu 'nun Tarihine Göz Atalım

1550’lere doğru Charles d’Aydie tarafından oldukça basit bir tasarım üstüne bir çırpıda inşa ettirilmiş olan şato dörtgen planda olup, her bir köşesinde birer silindirik kule bulunan sade, basit ama işlevsel bir kaledir.

Şatoya girişler kemerler üzerine sabitlenmiş bir köprü ile yapılıyor. Sadece mimari açıdan güzel olduğu için inşa edilmiş bir şatonun dünya üzerinde var olduğuna inanmak pek mümkün değil, yine burada Monbazillac Şatosu ‘nda da savunma amaçlı yapılmış pek çok öğe gözlerden kaçmıyor. Bunun dışında okçular için yapılmış bölmeler gibi saldırı amaçlı bölümler de mevcut. Şatonun içine girdiğinizde karşılaşacağınız pek çok odadan bir tanesinde bir kuyu da göreceksiniz.

Image associée

1607 yılına geldiğimizde ise, din savaşlarında etkin rol oynayan Protestan Fransız’lardan olan Louis de Boucahrd d’Aubeterre, şatoyu satın almış ve daha sonra 1666 yılında da Pierre Barraud’nun mal varlığına girmiş.

1685 yılına gelindiğinde Nantes fermanı geçersiz sayılıp, Fontainebleau fermanı imzalanmış. Bunun üzerine Pierre Barraud’nun dul kalan eşi Protestanlıktan çıkmış ve Katolik olmuştur.1777 yılında tekrar el değiştiren şato François Hilaire de Bacalan tarafından satın alınmış 1790 yılında yine François Hilaire de Bacalan’ın belediye başkanı seçilmesi ile şato terk edilmiştir. Fransız Devrimi boyunca hasar görmeden hayatına devam Monbazillac Şatosu 1960’da tekrar el değiştirmiş ve Monbazillac’lı bir kooperatif tarafından satın alınıp şatonun etrafını saran 25 hektarlık üzüm bağlarında üretilen üzümlerden elde etitkleri şarapların ticaretini yapmaya başlamışlar.

Résultat de recherche d'images pour "Château de Monbazillac"

Commarque Şatosu

Sarlat’nın 15 km kuzeyinde bulunan Commarque Şatosu, Dordogne’un merkezinde yer alan Les Eyzies’in de oldukça yakınındadır. Kayalık bir tepenin üstüne kurulmuş olan şato ünlü Vezere Nehri’nin bir kolu olan Beune Nehri’nin huzur dolu vadisi içinde yer almakta ve ayrıca Unesco tarafından koruma altına alınmıştır.

Commarque Şatosu ‘nu Keşfedelim

Dordogne Şatoları içinde gizemini koruyan Commarque, bölgenin diğer şatolarına kıyasla en az yenilenen olarak gösterilmektedir: bölgenin diğer şatoları genellikle 16. ve 17. yüzyıllarda şato vazifelerinden sıyrılarak yaşama alanlarına dönüşmüş ve bu tarihlerde büyük değişimlere uğramışlardır ama Commarque Şatosu için durum böyle değildir.

Sonuç olarak Commarque, 15 yüzyıl dolaylarında şatoların nasıl olduğunu anlamak için oldukça iyi bir fırsattır. Çünkü dediğimiz gibi diğer yapıların büyük bir kısmı ya harabeye dönmüş ya da dönüştürülerek orijinalliklerini kısmen de olsa kaybetmişlerdir.

Commarque Şatosu ’nu Gezelim!

Büyüleyici bir atmosfer içinde bulunan şato, etrafı 15. yüzyıldan kalma diğer başka binalar ile çevrili, dönemin ruhuna sizi istemeseniz de sokmaktadır. Şatonun merkezine geldiğinizde büyük bir kule bir zamanlar içinde sokaklar olan büyük bir bina göreceksiniz ki bunların bugüne kadar oldukları gibi, bozulmadan geldiklerini tekrar belirtmek gerek. Kale dışında pek çok binanın da duvarları tüm heybetiyle hala ayakta durmakta.

Résultat de recherche d'images pour "commarque chateau"

Binalarda yapılan yenileme çalışmalarından yine de söz etmek mümkün ancak, bu çalışmalar sadece binaları koruma amaçlı, yıkımları önlemek için yapılmıştır. O yüzdendir ki binaların çoğunda çatı göremeyeceksiniz. Ama bunun da bir istisnası olan şehrin şapelinin oldukça hoş taştan bir çatısı hala ayakta durmakta.

Merkez kulenin etrafındaki binalar oldukça ilginçtir ve kimilerinin kalıntılarında fırın gibi işlevsel öğeler bulmak mümkündür. Kulenin içine girdiğinizde ise sizi bekleyen odalar, büyük şömineler ve salyangoz merdiven olarak adlandırılan, kulenin en tepesine kadar çıkan bir merdiven bulacaksınız. Yukarı çıktığınızda ise küçük bir platform üzerinden çevredeki köylerin mükemmel manzaralarını izleyip bol bol fotoğraf çekebileceksiniz.

Kulenin aşağısında ise kayaların içine oyulmuş, dönemin tipik nesneleri ile döşenmiş troglodit evleri görecek ve dönemin insanlarının buralarda nasıl hayatlarını sürdürdüğünü daha iyi anlayacaksınız. Bunun dışında şunu da belirtmek gerek, bu mağaradan bozma evler düşündüğünüzden çok daha konforlular!

Ayrıca şatonun dışında bulunan parkta bir gezintiye çıkabilir şatonun manzarasını uzaktan izleyebilirsiniz.

Tourtoirac Mağarası

4 Şubat 1995’te Tourtoirac Mağarası ’nı keşfeden kaşifler buldukları şeyin henüz farkında olmayarak bir deliğin içinde gözden kaybolurlar. Yine aynı günün gecesinde girdikleri mağaradan çıkamaz ve boğularak ölürler. Jean-Luc Sirieix ve Annie Maire isimli bu mağara kaşiflerinin ölümlerinin üstünden 22 yıl geçmesine rağmen hala her yıl saygı ile anılıyorlar.

Résultat de recherche d'images pour "Tourtoirac grotte"

Tourtoirac Mağarası ’nın Kısa Bir Tarihi

Yapılan kayıp ihbarlarının ardından başlatılan araştırma çalışmaları neticesinde saatler sonra Jean-Luc Sirieix’yi canlı bir şekilde bulurlar ancak akciğerinde oluşan ödemden dolayı çok fazla dayanamaz ve oracıkta birkaç dakika içinde ölür. Birkaç saat sonra da 47 yaşındaki Annie’nin ölü bedenine ulaşılır.

Sifonlar içinde yorgunluktan bitap düşüp ne yüzeye çıkabilmişler ne de çıkış yolunu geri bulabilmişler…

Keşif Sonrası

Philippe Marchive ve diğer mağara kaşifleri Jeanne ve Annie’nin bitirmeye ömürlerinin yetmediği keşfi tekrar yürütür ve mağaranın topografik haritasını çıkarırlar.

1 Mayıs 2010’da mağara halka açılır. Mağaranın 300 metrelik bir kısmı, ışıklarla aydınlatılmış ve güvenlik önlemleri alınmış bir şekilde ziyarete açılır ve bugün Dordogne Bölgesi’nin en güzel mağaralarından bir tanesidir. Bir kısmı devlet bütçesinden bir kısmı da Bölge’nin cebinden çıkan paralarla finanse edilen bu proje 1.7 milyon euro’ya mal olmuştur.

Résultat de recherche d'images pour "Tourtoirac grotte"

Müzede Jean-Luc Sirieix’nin Sözleri

Müzeye girdiğinizde mağaranın kaşiflerine duyulan saygıyı göreceksiniz. Jean’ın keşfini anlattığı sözlerini burada okuyabilirsiniz: “Mağaranın göz kamaştıran güzelliği ve bu oyuklar beni öyle büyüledi ki bunun bir rüya olmadığı gerçeğini kabul etmem zor oldu… Bu yeraltı nehri kendi çapında düşünüldüğünde oldukça heybetli, boyutlarına bakıldığında resmi çizilecek kadar güzel, güzelliğine bakılırsa hayranlık uyandırıcı ve aynı zamanda göz kamaştırıcı”.

Güzelliği bir kenara, Tourtoirac Mağarası ’nın keşfindeki bu yürek burkan iki kaşifin hikayesi insanı düşüncelere daldırıyor. Hem hoş vakit geçirmek, hem bu güzellikteki bir mağarayı keşfetmek hem de yakın tarihimizin bu acıklı öyküsünü daha yakından tanımak, gözlerinizle keşfetmek istiyorsanız, sizleri Dordogne Bölgesi’ne, Tourtoirac Mağarası ’nı gezmeye davet ediyoruz.

Thot

Thot Gezisi

Montignac’a sadece 5 km mesafede, Eyzies’e doğru giderken karşımıza çıkacak olan Thot, Müzeografik bir alan, tarih öncesi sanat eserlerinin toplandığı büyüleyici bir yer ve Lascaux II’den ayrılamayacak bir gezinin parçasıdır. Thot gezisi, ziyaretçilerine eti ve kemiği ile Cro Magnon insanın birlikte aynı ortamı paylaştığı hayvanları tanıma fırsatını ve yine o insanların yürüttüğü eğitsel aktiviteleri yakından tanıma şansını sunuyor.

Devasa geyikler, sıradışı boyutlarda boynuzları ile dağ keçileri, Przewalski atları ve özellikle de 17. yüzyılda nesli tükenmiş “auroch” adlı sığırları keşfetmek için Thot’a gelin! Şunu da belirmek gerekir ki Thot milli parkında bu sığır cinsi yeniden üretilmeyi başardı!

Bunların dışında ziyaretçiler tarih öncesi duvar resimlerinin tadını da çıkarabilir. Burada da dikkat çeken nokta ise erkek hayvanların siyah, dişilerin kırmızı renkte tasvir edilmiş olması!

Zamanda yolculuk yapmanın mümkün olmadığı bir dönemde, buna en çok yaklaşan yerlerden birisi şüphesiz Thot ve çevresindeki diğer tarih öncesi mağaralardır. Dönemin insanlarının gerçekleştirdikleri eğitsel, oyunsal aktiviteleri, bizon avlama tekniklerini, nasıl ateş yaktıklarını vs. keşfedeceğiniz hem eğlenceli, hem şaşırtıcı hem de öğretici bir gezi olacak!

Pastanın üstündeki çilek olarak da şunu verebiliriz: Monique Peytral tarafından hayata geçirilen müzede Lascaux II’de kopyası yapılmayan bazı öğeler bu müzede sizlere sunulmuş (nef ve kuyu sahnesi).

Tarih öncesi çağlara adım atıp, zamanın derinliklerinde bir gezintiye çıkacağınız Thot gezisini Paris Gezgini farkı ile yaşayın!